O Balık

Merhaba dostlar ve dost kalanlar,szilere uzun zamandır süper bir rapor sunmak için fırsat kolluyorduk,bunu dün gerçekleştirdik şükür.

  Balığa gitmeyeli beş gün oldu,içim kıpır kıpır.Evde her gün takımları çıkarıp temizliyor, sahteler arasında kendi yoruıumlarımı yapıyor oyalanıyorum.17 Eylül Cumartesi günü Balığa gitmek istedim, Yalçın Deniz'e gitti,"Levrek yakalamayı taktı kafaya, ortalıkta kimseler yok. Bir Ergün var.

  Siteye girdim,baktım Ergün sitede, hemen bir mesaj geçtim.

  Ergün kısa bir koşu yapalımmı ? Cevap gecikmedi " yarın yapsak" Düşündüm, tabi ya,bugün yarım gün yapılacağına ertesi gün tam gün avlanmak daha doyurucu olurdu.

  "Tamam Ergün yarın sabah gideriz,öğleden sonra buluşalım,kararlaştıralım" diye son mesajı geçtim.

  Öğleden sonraki buluşmamız,sponsorumuzun dükkanında gerçekleşti ve akşama kadar da orada kaldık,Pazar sabahı saat 05,30 da Ergün'ün evin kapısında olacaktım.

  Gece geçmek bilmedi,saat 01,00 civarlarında yattım, ama uyku denen bir şey yok.Sürekli sağa sola dönmeler,gözümün önüne gelen Kasna'lar.

  Yarabbim, bir türlü uyuyamıyorum.Gözümün önüne gelen,hiç gitmeyen O Balık, aylardır rüyalarımı süsleyen,beni rahatsız eden O Balık.Mutlaka yakalamalıyım.Hatta biliyorsunuz Yalçın ile son avımızda beklediğim,bir türlü oltama gelmeyen O Balık.

  İşte böyle hayaller ile,sabah saat 04,00 oldu.Uyuyamadıımdan sinir oluyor,keşke gece orada yatsaydık diye hayıflanıyorum.En sonunda kalktım,elimi üzümü yıkayıp giyindim,siteye girdim. İlk işim Ay durumuna bakmak oldu.Dolunay geçmişti.Benim tecrübelerime göre sabah Balık olacaktı.Belkide O Balık ile karşılaşabilecektim.

  Daha çok bekleyemedim,çıktım sokağa,tertemiz sabah havasını çektim ciğerlerime.Akşamdan hazır bekleyen Fishtomobil'in marşına bastığımda saatler 05,00 idi.Ergün beni bu kadar erken beklemediğinden uykuda yakalayacaktım onu.05,15 de evin önünde durdum,aradım.Pencerede ışık yandı,başladım beklemeye. Buluşma saati 05,30 dedik ya, adam 05,30 da aşağıya indi, malzemelerini arabaya yerleştirdi.

  sabahın sessizliğinde usulca kaydık mahallenin dar sokaklarından,geleneksel çorba faslı için çorba'cının önünde durduğumuzda içimiz kıpır kıpır idi.

  Bizim çorba, Fishtomobil'in mazot ikmalinden sonra, sakin yolda kayarcasına,acele etmeden günün keyfini yaşarcasına ilerlemeye başladık.

 - Ergün,ne dersin bu gün Balık olacakmı? ( ay ddurumuna göre olacak gibi hissediyorum.)
 - Valla,akşam ay artık,küçülmeye başlamıştı.Olur,olur.
 - Geçen hafta'ki gibi olmaz İnşallah.Gerçi bu gün erkenciyiz,en azından sabah Balığını alırız.
   Ergün,uykulu gözlerle ( belliki oda uyuyamamış.)
 - Nasip.
 - Nasip diyorsunda,ben hala beklediğim Balığı alamadım bu yıl. Maksat çok Balık değil,beni zorlayacak dakikalarca mücadele edeceğim,takımı,misinamı ve beni zorlayacak balığı bulmam.
 - Yol boyu süren muhabbet ve yorumların sayesinde avlak yerine nasıl geldiğimizi anlayamadık.

    Yolda yaptığımız plan gereği, direk  kararlaştırdığımız yere gidecektik. Dere'ye ulaştığımızda suların geçen haftaya göre yükselmiş olduğunu gördük.Bu sevindirici bir durumdu. O Zaman hemen burayı bir yoklayalım istedik.

    Ergüne dönerek,
 - Ergün, ben su doldururken, sen bir yokla bakalım,sonra bende gelirim yanına.
 - Tamam, çizme giymeden bir bakayım ben. Diyen, Ergün, yıldırım hızı ile su ile buluşmaya gitti.

   İşim bittiğinde,ayağımda terlik ile bende indim suya, Ergün ilk Balığı almış,mutluydu.Benim birkaç atıştan sonra takılan,döner kaşığım sabahın ilk saatlerinde moralimi bozmaya yetmedi,inatla, almak için uğraştım.Takıldığı yer'in derin,hızlı ve güçlü bir akıntı ve kaygan bir bölge olduğunu bildiğimden dikkatli davranmam gerektiğini biliyor ama bir türlü ulaşamıyordum.

  Dedim ya hemen teslim olup moralimi bozmak istemiyordum,ulaşabilmek için değişik yerlerden suya girdim,yarım saat kadar sonra kaşığımı kurtarabildim ve Ergün'ün yanına geldiğimde ikinci Balığı almıştı bile çoktan.

  Etrafta tırı-vırı ve sallama olta dolu idi,bu yüzden burası bize göre değil gidelim ıssızlara dediğimde tamam dedi Ergün. Ve Esas av başlıyordu artık.

  Bende tulum çizme ,Ergün terlik ile . Bu durumda birbirimizden çok ayrılmadan avlanabilmek için ortak bir nokta bulmalıydık.Bulduk da. Ava başladığımızda ilk önce 10 metre ara ile atış yapıyorduk.Günlerdir kafama takılan,daha önce de niyetlenip aşırı rüzgar nedeni ile olta atamadığım bir bölge vardı, nihayet oraya eriştim. Su içerisinde o kadar çok engel var ki takılmaması mucize gibi bir şey.Burada, seçim Kaşıktan ziyade en fazla 30-40 cm dalabilen sahtelerden olmalı ve kontrollü atış ve çekişle bu merada olabilecek pehlivanlardan bir veya bir kaçını kandırabilmeliydik.benim her zaman ilk atışlarım ucuz döner kaşıklar ile başlar.Takılırsa takılsın diyerek savurduğum kaşığın takipcileri hiç de önemsenecek ziyaretçiler değillerdi. 10 cm.lik kasna'lar , Meraklı ve oyuncu bir şekilde 50 cm yanıma kadar takip ediyorlar ve son anda tornistan edip derinlere iniyorlardı. 

  Sanki olacak gibiydi,hiç takılmadan yaptığım bir kaç atış bana sahte ile rahat çalışabileceğim hissini vermişti,tek sorun, nokta atışlarımı yapacağım hedeflerin, ağaçların,su üzerinde görülen ama  suyun altında olup görünmeyen uzantıları idi.

  Bunun çaresi de pahalı olmayan bir sahte ile bir kaç atış denemesi idi.Başarılı geçen , pek takılmayacağına inandığım bir kaç atışdan sonra, iş yapacak sahteleri kullanmaya gelmişti sıra.Bir kaç sahte denedim,birinde hissettiğim ama anlayamadığım bir vuruş vardı ki, sanki vuruş değil,merak ile yapılmış bir dokunuştu.

 Döndüm soluma,Ergün orada idi,bıraktığım yerde.

 - Ergün bugün,buradan balık alamazsak hiç bir yerden alamayız, dedim.
 - ?

   Ergün daldırmış kendini,atışlarını yapıyor, arada yanında bulunan,suya sarkıtılmış   Kıtka'sını  çıkarıp Balığı geçiriyor.Maşallah,40 cm.lik kasnaları habire diziyor kıtkası'na ve Belli ki benimle konuşacak zamanı yok.
  
   Gözüme hep ilişen ama cesaret edemediğim bir nokta var ki ,suyun altında takılır mı, kuşkusu ile atış yapamıyorum.Zira suyun içinde, Ağ ve tırı-vırı parçaları,Çuval,valiz,eski çamaşır,kıyafet,kırıp lavabo vs. aklınıza ne gelirse, zaman zaman gördüğümüz şeyler.

  Gözümü karartıp yaptığım atış başarılı oldu, hedefi tanımıştım. Hedef noktaya az daha yakın olabilmek için her seferinde 30-40 cm yaklaşarak yaptığım atışlarda en büyük sorun, Rüzgar'ın 30 metrelik mesafede misinaya havada geniş bir yay çizirerek ağaç dallarına taktırması idi.

  Bir kaç atış ile cesaretim artmış, aynı noktayı dövüyordum ki, hissettim, yokladı ama almadı.Zayıf bir dokunuştu,sarmayı durdurdum,bir kaç saniye duruştan sonra ani bir asılma ile hareket verdiğim sahte bir an su üzerine çıktı daldı. O ara sahtenin arkasında ,şu an yazarken bile adrenalinimi artıran  büyük bir halka belirdi.

  Tüylerim ürpermiş,ellerim titremeye başlamış,dilim tutulmuştu. Hayal görmüş olmalı idim,suyun bir oyunu olabilirdi.Sarmaya devam ettiğim sahtem, arkasında eskortluk yapan, küçük Kasna'lar ile geldi.

  Sahtemi değiştirdim,durdum,dinlendim,suyu uzun uzun izledim, hayır oyun yapabilecek bir görüntü oluşmuyordu, sadece nazlı nazlı , ağı ağır akıyordu.

  Bulunduğum yerin derinliği (sonradan öğrendim) 150-155  cm kadar.Ben oltayı kıyıdan atıyorum.Sahteyi refleks ile fırlattım,suya usulca kondurdum. Sarmaya başlarken ilk aksiyonda sudan kesilen sahte,suyun üzerinde  15 cm. kadar sekerek,tekrar suyuna inerken !

  Tüh, takıldı.İşin yoksa, geç karşıya, kurtarmaya çalış diye geçirdim içimden.

 Asıldım, açık olan kalamam cırladı,kalamayı az sıktım tekrar asıldım. Gelir gibi oldu.Herhalde ince,esnek bir şeye takıldı diye düşünürken misinanım aynı baskı altında soluma 15 metre kadar soluma, suyun içindeki bir ağacın kök dibine doğru kaydığını heyecanla gördüm.

  Mücadele başlamak üzereydi,acilen planımı yapmalı O Balığı oraya sokmamalıydım.Bunların hesabını yaparken Balık yüzeye çıktı,sırt yüzgeci suyu yarıyordu,döndü,döndü dere ortasındaki ağacın, su üzerinde kalan dallları arasına girdi ve tekrar daldı.Aramızda 25 metre kadar mesafe var.

   Makinada sarılı olan ,Sufix 0,16 misinayı, kopartmadan, bu kargaşa içinden Balığı çıkarabilisem nasıl alacağımı düşünmeye başladım, eğer Balığı buradan,dalların arasından çıkarabilirsem, mecburen suyun içine kayacağım, Balığın , beni farketmemesi için olabildiğince çömelmiş ,Balığı girdiği çeperden,çıkarmaya çalışıyorum.Heyecen ve telaş içerisindeki Balığın uysallaşması için makinanın kalamasını oldukça fazla açtım.Ara ara cırlıyor makaradan misina alıyor.Bir an geldi ki Balığın aşağılara,daha derine çekilmeye niyetlendiğini, dalların arasından çıktığını, uzun bir cırlama ile misina almaya başlayınca anladım,onu zorlamayacak bir ayara getirdiğim, kalama ile karşılıklı misina alış verişine geçtik.

  Anladımki ,uzunca bir mücadele olacaktı,Usulca ,bulunduğum yerden, kaydım suyun içine ve yukarıda yazdığım derinliği o zaman farkettim.

  İlk defa  Ergün geldi aklıma.Bağırdım.

  - Ergün ! , Ergün ! , koş, müthiş bir ziyaretcimiz var.
  - Geleyim mi?
  
  Bu ilk ve son konuşmamız oldu.Sonrasını hatırlamıyorum.Misina alış-verişlerimiz yaklaşık 10 dakika sürdü.Bir ara iyice bunaldım ,geri döndüm karaya baktım.Ergün arkamda avımızı video'ya çekiyor.Tamam artık rahatladım.Bu Balık kaçsa da gam yemem.
 
  - Arada Ergün ile konuşuyorum ama görebildiğim tek şey Balık ve su üzerinde yaptığı halkalar.defalarca yanıma getirdim, bana 1,5 metre kadar yaklaşan Balık suyun içerisinde kepçeyi ve beni görünce son hızla tornistan ediyor,verdiği tüm misinayı geri alıyordu.

  Karşılıklı alış-veriş uzadıkta Balığın uysallaştığını farketmek beni rahatlatıyordu , ama kepçeye yaklaşan Balık ani dönüşler ile sert darbeler vuruyordu.

  Her yakınlaşmamızda bakışlarım ağzındaki sahteye kilitleniyor,durumu çözmeye çalışıyordum.Son buluşmamızda;

  Artık zamanın geldiği anladım,balığı soluma kaydırırken suyun içerisinde solumda, yan tarafımda saklı tuttuğum kepçe ile yolunu kestim.Son anda yalpaladı,sağa kaymaya niyetlendi,misina alacağını biliyordu ama elimle frenlediğim misina, yolunu ve hızını keserken,sonun geldiğini anlayan Balık çaresiz kepçenin filesi içerinde son hamlesini yaptı. Ama ters hamle ile kepçenin açık olan tarafına değil , file dibine zorladı.Aynı anda sudan kesildi ve bir anda kendini kara'da buldu.

  Rahatlamıştım,sevinçli idim zira sevgili Kardeşim Ergün ,bu güzel olayı sizler için belgelemişti.Soğuk suda Neoprenimin içerisinde sıcacık avlanmanın keyfi ile karaya yöneldim, çıkabilmem için,elini uzattığında bir dostun sıcacık elini , elimde hissedip şüktettim Allah'a , böyle güzel bir dost ile böyle güzel bir avı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadım.

Avlağın rüzgar tutmayacağını bildiğimiz başka bir yerine geldiğimizde dönüş için bir saatimiz vardı ve ben en çok bu gün oldukça güzel balıklar yakalayan Ergün'ün , hiç video kaydını yapamamıştım.

  Bir ara dödüm,

  - Ergün hadi güzel bir Balık yakala da videoya alayım dedim.Dedim ve 5-10 saniye geçmiştiki;
  - Geliyor,geliyor.
  - Oyala Ergün,kamerayı çıkarayım.
 
  Dedim,ve ben yeleğimin fermuranı açıp kamerayı çıkarana kadar Balığı oyalayan Ergün, çok güçlü ve hızlı olan akıntıya giren ve benimde gördüğüm irice Kasna'nın ani kafa atması ile kaçırdığı Balığın, ağzından attığı ve Ergün'ün son anda yana çekilmesi ile  kurtulduğu döner kaşık,bir mermi gibi 15 metre mesafeden gelip,Ergün'ü sıyırıp geçti.

  Günün son kasnası bu şekilde kurtuldu,malesef videoya alamadık ama bir dahakine İnşallah onuda alacağız.

  Mutlu ve yorgun,Fishtomobilin yanına geldiğimizde yüzler gülüyor,avımızın ve dostluğumuzun keyfini yaşıyorduk.Hava kararırken bastım marşa ve motorumun mutlu homurtusu duyulduğunda çoktan gevşemiştik bile.
  
   O Balık nihayet mutfak tezgahında ebedi pozunu verirken.
   50 cm. ve iki kilo gelen bu güzel günün en keyifli dakikalarını yaşatmıştı bize.

   VİDEO:http://vimeo.com/29274569

  Konunun orjinali için : http://www.balikustasiyiz.biz/index.php?topic=6270.0

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !